3 Aralık 2013 Salı

Giderim Elbet



Giderim

Zannetme gidemem, giderim elbet.
Yüreğim yese de senden müebbet.
Gözümse gözüne duyan, muhabbet,
Gözümü yerinden söker giderim.

Geldiğim yolları yıkmışsa seller.
Kaybolup gitmişse koyduğum izler.
Tırnağa hasret kalsın bu eller,
Dağları tırmalar yıkar giderim.

Bir gülün sesi ah, olsa da sesin.
Nefese muhtaç etse beni nefesin,
Şiirler, erkekler ağlamaz desin,
Gözyaşım yollara, döker giderim.

Giderim, adını unutmam sanma
Sadece gözlerin kalır muamma
Bir çınar yerinden oynamaz amma
Dizlerim üstüne çöker giderim…

Bu aşkın şahidi, dilsiz sokaklar.
Sevmeyi bilir mi sandın korkaklar
Sökerken ayrılık kokan şafaklar
Yıldırım misali çakar giderim

Biterken, çektiğin bu acı film,
Bilmem aklımı okur mu dilim.
Veda’ın güzeli olmaz sevgilim
Son bir kez gözüne bakar giderim

Fransız ihtimali


Boşunaymış, bu boşluklar
İçimizde açtığımız .
acıdan başkası dolmadı,
güvercinlerin su kapları gibi…

var gücümüzle ittiğimiz
gittğimiz, bir yer değilmiş orası
alnımıza tak diye çakıldı,
anladık….
Sen ve ben ve ben ve sen
Bir ihtilale daha Fransız kaldık

Bir ihtimale daha yaklaşmışken
Bir kez daha devrildik sarma sarışan..
Sen de perme perişan…
büyüyen bu iç uçurumumuz
İç huzurumuzla birlikte hafriyat işine girmişler

ağlıyoruz, Nuh’un gemi yapası geliyor yüzümüze

kötüyüz işte,

aleni, eksiksiz ve koyu …

2 Aralık 2013 Pazartesi

Saykodeli




İçimde ulaşamadığım derinlikler
Açamadığım binlerce kapı
Kapıların ardında aynalar
Aynalar ki bakmaya yürek ister
Korkunç aynalar, ödlek aynalar

Ay’ın içimdedir karanlık yüzü
Dünyanın bittiği yer içimdedir
Cıvıl cıvıl renklerin…
Kararıp, Battığı yer içimdedir
Günden erken iner, aydan evvel doğarım
Uykudan önce uyur, uyanmadan ayarım
Beni böyle bilmesin diye nas
Ben yine hep kendime has
Sızlanır dururum….
Görürüm Kendimden geçerken
Bir An’a sinen yılları
Yıllar ki yaşamaya yürek ister
Canım yıllar, cicim yıllar

Fındığını sincap yemiş külkedisiyim ben
Denizlerin kıyıya vurduğu üvey kumsal…
Kartal yuvasından atılan ayrık yavru …
Uç uca üç üçgen kadar keskin köşeleri ile
Fraktal formunda büyür çilem
Açarken zehirli güllerim
“Diken yarası” özlemiyle tutuşur ellerim
Eller ki tutuşmaya yürek ister
Sahipsiz eller, kimsesiz eller

İçimde uğraşamadığım delilikler
Aşamadığım binlerce dağ
Dağların ardında aynalar
Aynalar ki bakmaya kıyamazsın
Güzel aynalar, yazık aynalar